İbadet ve Beyin – Neden Teta Frekansını Seviyoruz?
Beden ve ruh harika bir birliktelikle çalışır. İbadet anında beyin farklı bir frekansa geçerek inanç ve ruh bütünleşmesini sağlar. Biz ibadet ederken beyin frekansımız alfa ve teta frekansına geçer. Belirli zamanlarda yapılan duaların (örneğin secdedeyken Üçüncü göz çakrası olarak bilinen epifiz bezinin yere değmesi) kabul olduğu söylenir. Epifiz bezi; sezgisel yeteneklerimizi ve içgörümüzü artıran yerdir. Örneğin bu bez teheccüd namazının kılındığı saatlerde oldukça yüksek düzeyde çalışmaktadır. Normalde beta frekansında (8-12 Hz) çalışan beynimizin frekansını artırıp azaltabilmek bizim elimizde. Örneğin çok ibadet eden insanlar beyin frekanslarını kolaylıkla gama frekansına (40 Hz) yükseltebilir. Bu muhteşem bir değerdir. Biz kaygılarımızı azaltmak için beyin frekansımızı düşürüp, teta frekansına uyumlanırız. Dua, meditasyon gibi anlarda beyin frekansımız düşerek dünyanın merkeziyle uyumlu frekansı yakalar. İbadetin DNA’mız üzerinde yaşlanmayı geciktiren “telomer etkisi” de vardır. Hayatımıza giren telomer aşıları ve kremlerine gerek kalmadan doğru şekilde oluşturduğumuz inancımızla ve ibadetimizle de bunu başarabiliriz. Beyin frekansımızı alfa ve tetaya indirmeye alıştıkça beynin “insula bölgesi” de gelişir. Bu da bizim en çok ihtiyacımız olan empati duygumuzu geliştirir. Empati duygusu geliştikçe başkalarına kızamazsınız; sevgiyle yaklaşırsınız. Yani her şey bu kadar kolayken neden hayatı zorlaştıralım ki?
Yeter ki duanın ve ibadetin iyileştirici, sihirli gücünü keşfedelim. Yaradan’a sığınalım ve yalnız O’ndan dileyelim. Gerisi teferruat..Kaynak : Her Şey İçin Geç Olmadan
Tüm Bloglar